DEFİNECİLER AKADEMİSİ
ÖNCELİKLE SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ...
SİTEMİZDEN YARARLANMAK İÇİN ÜYE OLUNUZ..
AKSİ TAKTİRDE SİTEMİZİN İÇERİĞİ TAM OLARAK GÖRÜNMEYECEKTİR...
DOLAYISI İLE SİTEMİZDEKİ İŞLENMEKTE OLAN KONULARI ve KONULARA YAPILMIŞ OLAN YORUMLARI GÖREMEZSİNİZ.
PAYLAŞIMLARA KATILAMAZSINIZ PAYLAŞIM YAPAMAZSINIZ ..
SİZ GELİN EN İYİSİ ÜYE OLUN...
SIKINTI ZORLUK YAŞAMAYIN..
LÜTFEN GEÇERLİ MSN ADRESİ VERİN..
ÜYE OLDUKTAN SONRA TÜM REKLAMLAR ENGELLER GİZLENECEKTİR..
SANAL ALEMİN NİMETLERİNDEN FAYDALANARAK GİZLENEREK KÜFÜR KAFİR ETMEKLE İNSANLARI KIRMAKLA İNCİTMEKLE AŞAĞILAMAKLA BİR YERE VARILMAZ O SİZİN YETİŞTİRİLME ŞEKLİNİZİN AHLAK YAPINIZIN BASİTLİĞİNİZİN İNSAN OLAMAMANIZIN VERDİĞİ BİR ÖLÇÜYÜ GÖSTERİR..
LÜTFEN ÜYE OLUNUZ...

SAYGILAR : SİTE YÖNETİMİ

DEFİNECİLER AKADEMİSİ

DEFİNE DEFİNECİLİK VE KOLEKSİYONERLİK TREASURE, ANT ANCİENT COİNS
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  DEFİNE İŞARETLERİ VE ANLAMLARIDEFİNE İŞARETLERİ VE ANLAMLARI  
DEĞERLİ ÜYE ARKADAŞLARIMIZ YENİ YÖNETİMLE DEĞERLİ ÜYE ARKADAŞLARIMIZLA HER KONUDA BİLGİ ALIŞ VERİŞİNDE BULUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ İYİ FORUMLAR
DEGERLİ ÜYELERİMİZ DİĞER KOLEKSİYONERLER SİTEMİZDEDE ÜYE KAYITLARI BAŞLAMIŞTIR HANGİ KATAGORİDE KOLEKSİYON YAPIYORSANIZ VE ELİNİZE GEÇEN SİKKE VE OBJELERİNİN ORTALAMA FİYATLARINI ÖĞRENMEK İSTİYORSANIZ BİZE AİT OLAN wwwdefinecilerkulubu.com ADRESİNE ÜYE OLARAK PAYLAŞIMLARINIZI YAPABİLİRSİNİZ..
En iyi yollayıcılar
catterpillar (457)
 
kepenekli çoban (370)
 
BURAKBEY (347)
 
hattap (345)
 
aslan54 (300)
 
MAMİ (266)
 
SİMBAT (154)
 
menderes1278 (153)
 
selim (111)
 
aslicix67 (109)
 
kontrol paneli
Profiliniz
Bilgiler
Seçenekler
İmza
Avatar
Sosyal
Arkadaş ve Tanınmamış
Üye listesi
Grup
Özel Mesaj
Gelen Kutusu
ÖM Gönder

Gözlenmiş Konular
Kimler hatta?
Toplam 3 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 197 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 12:23 pm tarihinde online oldu.
En son konular
» Kahpe saldırı bezele karakol baskını
Salı Şub. 01, 2011 1:31 am tarafından kepenekli çoban

» Ashab,ı Kehf,
Ptsi Ocak 31, 2011 3:50 am tarafından kepenekli çoban

» ÖNERİLERİNİZ VE İSTEKLERİNİZ
Perş. Ocak 20, 2011 1:28 am tarafından kepenekli çoban

» DEFİNECİLİK İŞİ PROFESYONELCE YAPILIR RUHSATLI VE BİLİNÇLİ
Paz Ocak 16, 2011 7:26 am tarafından sakin adam

» İKİNCİ EL CİHAZ ALIM SATIMI VE TAKASI
Paz Ara. 26, 2010 2:17 am tarafından kepenekli çoban

» ücretsiz vbullettin sitesi kurmak resimli anlatım,,
Cuma Ara. 10, 2010 4:18 am tarafından menderes1278

» ITALYA ROMA NARNI
Cuma Ara. 10, 2010 12:26 am tarafından kepenekli çoban

» İlginç bir saat‏
Ptsi Kas. 29, 2010 11:41 pm tarafından Misafir

» Büyük Sırrın Arkeolojik Keşfi: Nuh Tufanı.
Paz Kas. 28, 2010 5:15 am tarafından kepenekli çoban

» BULANLAR BULUYOR AMA TEK TEK AMA FARKLI ŞEKİLLERDE
Paz Kas. 28, 2010 4:20 am tarafından Misafir

» Rüyada Define Görmek.
Paz Kas. 28, 2010 3:52 am tarafından Misafir

» kıyamet günü
C.tesi Kas. 27, 2010 4:34 am tarafından Misafir

» AYAK İŞARETİ (çözülmüş)
Cuma Kas. 26, 2010 11:27 pm tarafından kepenekli çoban

» 7 DELİK Lİ TAŞ ve TAŞ YIĞMA
Cuma Kas. 26, 2010 7:04 pm tarafından Misafir

» Arkeolojik Terimler Sözlüğü.
Cuma Kas. 26, 2010 2:18 am tarafından menderes1278

» MEZAR ÖRNEKLERİ VE MEZARDAN ÇIKAN HEDİYELERİ
Perş. Kas. 25, 2010 11:52 pm tarafından Misafir

» bir ruhsatlı define kazısından hikayeler
Perş. Kas. 25, 2010 3:38 am tarafından Misafir

» 3 Yaşında Define Buldu..
Perş. Kas. 25, 2010 2:43 am tarafından Misafir

» Göz testine buyrun... !!!!
Perş. Kas. 25, 2010 2:16 am tarafından Misafir

» FAYDALI LİNKLER
Çarş. Kas. 24, 2010 8:43 am tarafından kepenekli çoban

» Define Arama İle İlgili Yasal Dayanaklar.. "Define arama ruhsatnamesi"
Çarş. Kas. 24, 2010 5:23 am tarafından menderes1278

» Bulunan Defineye Paha Biçilemiyor
Çarş. Kas. 24, 2010 5:07 am tarafından Misafir

» ALAN TARAMALAR ,,
Çarş. Kas. 24, 2010 5:02 am tarafından Misafir

» minelap 4500
Çarş. Kas. 24, 2010 4:00 am tarafından kepenekli çoban

» burada ne görüyorsunuz
Çarş. Kas. 24, 2010 2:43 am tarafından Misafir

» Cennet annelerin ayakları altındadır
Çarş. Kas. 24, 2010 1:15 am tarafından menderes1278

» MEYVA YETİŞTİRİCİLİĞİ
C.tesi Kas. 20, 2010 12:23 am tarafından Misafir

» Piramitlerin Sırrı.
Cuma Kas. 19, 2010 7:17 pm tarafından Misafir

» Denizli-sandıras dağı-define hayaliyle gölü boşalttılar
Perş. Kas. 18, 2010 2:40 am tarafından kepenekli çoban

» Tarihten en güzel laf koymalar
Çarş. Kas. 17, 2010 7:14 pm tarafından Misafir

Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
google
hitsaati web trafik hizmetleri
döviz
HABERLER
KOD
hava durumu


Paylaş | 
 

 LAHİTLERİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
misafir
Misafir



MesajKonu: LAHİTLERİN TARİHSEL GELİŞİMİ   Salı Mayıs 04, 2010 9:37 pm

Lahitlerin Tarihsel Gelişimi


Lahitlerin ilk kullanımları Mezopotamya ve Mısır’da (III. Sülale Dönemi: I.Ö.
2686–2613) ortaya çıkar.

Bu dönemde sandukalara pencereler, kapılar
konması yeniden dirilişe inanışın bu dönemde de var olduğunu gösterir. Daha
sonra ise Mısır’da gümüş ve altından insan şeklinde sandukalar bulunur.

Bronz Çağı Ege dünyasında en erken lahit kullanımı Girit’deki Minos kültüründe
görülür ve bunlar pişmiş topraktan yapılır. İÖ 2200’den itibaren yapılmışlarsa
da yayılmaları ve yaygın kullanımları İÖ 15.–14. yüzyıllardır. Anadolu’nun en
eski lahitleri yine pişmiş topraktan yapılmış İÖ 7. yüzyıl sonu 6. yüzyıl başlarına
tarihlenen Klozomenai lahitleridir.



GIRLANDLI LAHİT : Perge, İ.S. II. yy.

Tipik örneklerden biridir. Bu tip lahitlere Pamphilia tipi lahitler de denir. Perge atölyesinin özgün bir üretimi olduğu bilinmektedir. Üzeri semerdam şeklinde kapaklı, köşelerde Nikeler uzun yanlarda Eroslar tarafından taşınan ve lahdin teknesini çepeçevre dolanan girlandlıdır. Köşelerde Nikeleri Sphenksler üzerinde durur. Uzun yanlarda Eroslar yunuslar üzerinde durmaktadır. Girlandlar tenealarla (şerit) süslenmiştir. Dar yüzlerde birer Medusa başı, uzun yüzlerde girlandlar arasında ortada Medusa başı, ker iki yanında masklar yer almaktadır. Dekoratif amaçlı girlandlar arasındaki bu öğeler mezarı korumak için yapılmışlardır. Kapak çatıya benzetilmiş, kiremit ayrıntılar bile işlenmiştir. Yassı kiremitlerin uçları bitki ve mask formlu çörtenler ile son bulur. Tepe ve köşe akroterleri palmet şeklindedir. Her iki alınlıkta kalkan yer alır.
GİRLAND : Yaprak, çiçek ve meyvelerden oluşan, uçlarından asılan, tenea adı
verilen şeritlerle süslenmiş bezemedir.
EROS : Aşk tanrısı. Genellikle lahitler üzerinde kanatlı, çıplak, küçük ve sevimli bir
çocuk şeklinde tasvir edilir.
NİKE : Zafer tanrıçası. Kanatlı ve giysili kadın şeklinde tasvir edilir.
SPHENKS : Kadın yüzlü, göğüslü, aslan ayak ve kuyruklu, dişi hayali yaratık. Eski
Mısır'dan Yunan ve Roma'ya geçmiştir.
MEDUSA : Gorgorlar adı ile anılan üç kız kardeşten ölümlü olanı. Saçları yılanlarla
örülü, alnında yabandomuzu dişleri olan, tunç elli, altın kanatlı yaratık. En önemli
özelliği bakışları ile karşısındakini taşa çevirmesidir.
MASK : Maske. Eski Yunan ve Roma tiyatro oyuncularının yüzlerine taktıkları
insan, hayvan ya da hayali yaratık yüzü biçiminde nesne.


Eski Yunanca’da lahit karşılığı sözcük olan
Σαρκόφαγος “et yiyici” anlamına gelir (Gr. σαρξ: et – φαγειν: yemek)3.
Roma dünyasında temel mezar tiplerinden biri lahitlerdir. Başlangıçta lahit
kullanımı olmasına rağmen İmparatorluk döneminde lahit kullanımında
yoğunluk fazlalaşır.


İS 2. yüzyılın başından itibaren tam olarak nedeni bilinmese
de Roma imparatorluğunun gömü geleneği değişir. Kremasyondan
inhumasyona geçişle birlikte, lahit kullanımı artmaya başlar.


En uç eyaletlere bile yayılan lahit geleneği Roma imparatorluğunda bir moda haline gelir

İS 4. yüzyılın başında imparatorluğun Hıristiyanlığı tanıması sonucunda pagan
inançlarına sahip kimselere ait lahitler azalmaya başlar. Hıristiyanlık inancını
yansıtan ve daha önce az da olsa İS 3. yüzyılda görülmeye başlayan lahitler
çoğalmaya başlar ve bu yoğun üretim İS 5. yüzyılın başlarına kadar devam
eder İS 5. yüzyılda Hıristiyan lahitlerinde üzerinde dini sembol olmayan çok az örnek
bulunmaktadır.


Pagan lahitleri ile Hıristiyan lahitleri arasında semboller dışında
kabartmaların yapılma tekniklerinde de farklılıklar bulunmaktadır.


Özellikle düz bir yüzey izlenimi veren kabartmadan derine inen çukur kabartmaya
geçilmesi İS 4. yüzyılda gerçekleşir. Hıristiyan lahitlerinde bu yöntemle
kabartmalar yapılırken, figürlerin çevre çizgilerine birbirine çok yakın delikler
çekilmekte, bununla da arka planın daha kolay ve hızlı çıkarılması
sağlanmaktadır.

“Lahit” sözcüğü, başlangıçta Assos kentinden çıkarılan “lapis sarcophagus” taşı için kullanılırken,

Roma imparatorluk döneminde bir mezar formunun adı olarak kullanılmaya başlanır (İdil 1982, 8; Koch
2001, 243). Lahit, içine ölünün konulması için, taş, ahşap veya pişmiş topraktan yapılan üstü kapakla
örtülen sandık benzeri muhafaza, tabut sandukadır (İdil 1998, Cool. İçine ölünün koyulacağı bir tekne
bölümü ve bunun üstünü örten kapaktan oluşur.


Lahitlerle ilgili en erken bilgiyi Theophrastos, Yaşlı Plinius ile Decimus Iunius Iuvenalis verir. Özellikle Theophrastos, lahdin içine cesedin çürümesine yarayan ve
Assos’da bulunan bir kireç taşından söz etmektedir. Ayrıca lahit, Homeros’ta “σορος” ya da “λαρναξ”
olarak geçmektedir. Thukydides “λαρναξ” sözcüğünü kullanır. Yunanlılar lahde, “θεκε” (kutu) diyorlardı.
Eskiçağda lahit yapan ustalara da “σοροποιοι” denir (Orhan 1997, 1088).
İS 2. yüzyılın ortalarında ise kabartmalı lahitlerin kullanımı artık iyice benimsenir. İS 2.-3. yüzyıl


lahitleri için üç önemli üretim merkezi sayılabilir: Roma, Atina ve Dokimeion. Bu önemli merkezler dışında
çeşitli eyaletlerde yer alan ve oldukça dar alanlara hizmet veren yer atölyelerde vardır.

ARKEOIDEA
G. Koch tarafından Roma lahitleri formları ve dekorasyonları bakımından çeşitli
gruplara ayrılır8. Ayrıca Koch, tarihlendirmede dayanak olabilecek on farklı
evreler tespit eder. Bunlar;
Traianus – Erken Hadrianus Dönemi (İS 110 – 130 civarı): Ana üretim başlar,
üslûpbilim açısından çok farklı olan portreler sıklıkla kullanılır ve girlandlı lahitler
de grup oluşturacak kadar görülmektedir.
Geç Hadrianus – Erken Antoninus Evresi (İS 130 – 150 civarı): Örneklerin sayısı
artar, birbirleriyle bağlantılı olan insan tasvirlerinde birlik kendini gösterir.
Orta Antoninus’lar evresi (İS 150 – 170/180 civarı): Lahitler diğer mezarlara
göre daha sık kullanılır. Kabartmalarda konu seçimi artar. Frizli lahitler en fazla
kullanılan gruptur. Yivliler, sütunlular, uçan yada ayakta duran Eros’lar ve
Nike’ler ilk defa ortaya çıkar.

Ayrıca meydan savaşları, mevsimleri, düğünleri,
komutanları konu alan kabartmalar da lahit sanatında yerlerini alırlar.
Geç Antoninus’lar evresi (İS 170/180 – 200 civarı): Lahit üretimin doruk
noktasına ulaştığı dönemdir. Taş ustaları sıklıkla matkabı kullanırlar.
Sandukaların yüksekliği artar. İşlenen konuların çeşitliliği azalır özellikle girandlı
lahitler önemini kaybeder.
Orta Severus evresi (İS 200 – 220/230): Lahit üretiminde bir yavaşlama olur.
Sandukalardaki keskinlikler azalır. Matkap artık saçlarda, çehrede, giyside
kendini çok belli etmemekle birlikte detaylar çok iyi seçilemez.
Geç Severus evresi (İS 220/230 – 250 civarı): Tekrardan detaya yönelim ortaya
çıkar. Aleve benzeyen saçlar, giysiler, çehreler eski katılıklardan kurtulur. Aslan
avına konu alan lahitlerin üretimine geçilir.
Gallienus evresi (İS 250 – 270 civarı): Toplam üretimin en fazla olduğu
dönemdir. Çehreler parlar, matkap kullanımı artar, betim sanatındaki konular
genişler
Gallienus sonrası evre (İS 270–280 civarı): Bir önceki dönemin özellikleri devam
etse de kıvrımlar ve saçlar donuklaşır, tasvir edilen konu çeşidi azalır, çok
sayıda matkap deliğiyle yapılmış yassı şekilde kabartmalar ortaya çıkar.
Dörtlü Yönetim evresi (İS 280 – 311/313 civarı): Özellikle matkap deliklerinin çok
sayıda olduğu, boyutları ufak yassı biçiminde olan kabartmalar sıklıkla kullanılır.
Bükolik betimlemeler yapılır. Bu dönemden sonra Hıristiyanlık konulu lahitler
ortaya çıkar.
Pagan lahitlerinin sona ermesi (İS 311/313 – 4. yüzyıl civarı): Bu dönemde
Hıristiyan betimli olmayan çok az lahit bulunur. Pagan konulu lahitler artık
kullanılmamaya başlar.

Levhalı Lahitler, Sandık Lahitler, Yivli Lahitler, Girlandlı Lahitler, Frizli Lahitler Lahitlerin tiplerine göre
ayrımı


ARKEOIDEA
Lahit Yapımında Kullanılan Malzemeler
Yapımına karar verilmeden önce maliyeti doğrudan etkileyen konu, lahdin
hangi malzemeden yapılacağıdır. Bu malzemenin kullanımı mezar sahibinin
varlığı ile ilgilidir.
Lahit çeşitli türden malzemeden yapılır. Bunlar; taş, pişmiş toprak, kurşun, bronz
ile veya alçıyla sıvanmış tahta, mermerdir. Ancak bunlar arasında, lahit
maliyeti en yüksek ve en değerli malzeme mermerdir.
Roma imparatorluk lahitleri incelendiğinde, Roma’da mermer ocağı
bulunmadığı, kentte lahit yapımında Roma’da Marmor Lunense denilen ince
kristalli, tonları açık gümüşten koyu gümüşe kadar giden, geniş ve düzensiz
çizgileri olan bir mermer tipinin kullanıldığı görülür. Roma, lahit yapımında
sadece bu taş ocağını kullanmaz. Anadolu’da ve diğer eyaletlerde bulunan
mermer ocaklarından, imparatorluğun farklı dönemlerinde Roma’ya mermer
getirilmektedir. Örneğin Augustus döneminde Simmithus (Tunus), Phrygia,
Dokimeion, Mısır’daki Augusteum,’dan Claudius dönemindeyse Wadi Barud
ve Mons Claudianus ocaklarından mermer ihraç edilmektedir. Ocakların
yönetiminin Roma imparatorluğunun eline geçtiği dönem itibariyle, orijinal adı
tam olarak bilinmeyen “Mermer Büroları” imparatorlukla işbirliği yaparak
organizasyonu sağlarlar .
Yukarıda belirtildiği gibi Dokimeion’da mermer ocağı bulunmaktadır. Buradaki
mermer ocaklarının yeri merkezden 40 km. uzaklıkta Synnada’dır. Ocakların İÖ
V. yüzyıldan başlayarak işletildiği düşünülüyorsa da diğer ocaklardaki gibi
devamlı işletme faaliyetinin olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak
devlet kontrolü altında Roma imparatorluk döneminde üretim devamlılığa
kavuşur.

Bu merkezin mermeri, gümüş rengine çalan ince kristalli bir
yapıdadır. Ayrıca belirli lahit tiplerinde kullanılan (Sütunlu lahit) açık renkli,
kırmızı ince damarlı mermer türüne de rastlanır.
Anadolu’da Bithynia, Isauria, ve Kappadokia’da mermer bulunmaktadır.
Ancak bu bölgelerdeki mermerler kalitesizliği ve coğrafi koşulları nedeniyle
ulaşımın zor olmasından dolayı sadece yerel üretim olarak kullanılır. Bu
merkezler dışında Anadolu’da dış satımı olan merkezler de vardır. Bu mermer
ocakları hem yerel üretim hem de Anadolu’nun çeşitli yerlerine yaptıkları
ihracatla dikkat çeker. Bu merkezler; Ephesos, Karia, Aphrodisias14,
Prokonnesos’dur.

Lahit Yapım Teknikleri


Mermer dışında değerli malzeme olarak granit ya da porfir de kullanılır. Ancak bu tip lahitlere
çok ender rastlanır.


Bir lahdin yapılması çok fazla emek harcanan bir iştir. Gerek taşıması gerek
yapım tekniği ile zahmetlidir. O yüzden bu zahmeti, zorluğu kolaylaştırmak için
Roma imparatorluk döneminde bir sektör oluşturulur. Getirilişinden mezar
yerine koyuluşuna kadar birçok aşama vardır. Bu aşamada farklı aşamaların
elemanı olan kişiler çalışmaktadır. Bu görevlerden biri lahdi yapanlardır. Bu
konuya açıklık getirebilecek antik kaynak bulunmamaktadır. Ancak yarım
kalmış olan lahitlerin bulunması, üretimin ne gibi aşamalardan geçtiğinin
kanıtıdır. Böylelikle aşamalar takip edilerek, ustaların kullandığı aletler de
belirlenmektedir. Elde edilen verilere göre aşağıdaki üretim evreleri söz
konusudur.
İşlenmemiş malzemenin ve üst ve alt kenarlarının tespiti: Ocaklardan
işlenmemiş olarak teslim edilen bloklar, sanduka şeklindedir. Ayrıca bu
sandukaların içi oyulmuş durumdadır. Atölyeye ulaşan blokların öncelikle alt
ve üst pervazları işlenir.
Taslak veya ön çizimin yapılması: Figürlerin çevre çizgileri düzenlenir ve yüzey
üzerinde ön çizim olarak belirtilir. Bu işlemlerin şablonla, kömür çubuğu ile yada
boya ile çekilmiş çizgilerle yapıldığı belirlenir. Önerilen bir diğer metot ise
çentme yoluyla yapılmadır.
Keski aletleriyle figürlü ve dekoratif kabartmaların yontulmasına girişilmesi:
Sivri bir keskiyle arka planın parçaları oyulur, kabartma da kalması ön görülen
kısımlar da düz bir keskiyle uygun hale getirilir.
Daha derin bir yüzeyin elde edilmesi için matkap kullanılması: Matkap ile bir
sıra üzerinde sıra sıra noktalar oyulur. Daha sonra bunlar keskiyle bir yive, üstü
açık bir oluğa dönüştürülür.
Keski aletleriyle – matkapla ince işçiliğin yapılması: İnce işçilik sırasında saçlar
ve kıvrımlar oyulur. Yüzlerdeki, vücuttaki ve mimari detaylar bu aşamada
yapılır.
Pürüzleri ortadan kaldırma ve cilalama: Özellikle mermer lahitler için raspa ve
ponza taşlarıyla yüzeyler düzeltilerek cilalanır. Ancak bu aşama çok zahmetli
olduğu için maliyeti arttırmaktadır.
Roma imparatorluk dönemi içinde, yapım tekniği ile tarihleme yapılabilir. Bu
dönemde farklı teknikler zaman zaman daha sık kullanılır. Örneğin Dörtlü
Yönetim Dönemi’nden kalma bir grup lahdin özelliği ise matkapla çok sert kısa
çizgi ve çizikler çekilmesidir.

Lahit (Fr. sarcophoge; Alm. Sarkophag): Sarkophog deyimi Yunanca “et yiyici” anlamından gelmektedir. Taş, kil, ağaç, ya da bronz ile kurşundan örneklerini gördüğümüz lahit içine ölülerin konulduğu bir mezar sandukadır. Lahiti aşağı yukarı bütün ülkeler ve halklar eski çağlardan bu yana kullanmışlardır. Mısırda Eski imparatorluk çağında lahit bir ev biçiminde yapılırdı. Ancak sonraları lahit biçiminin insan vücudunun dış hatlarını aldığını görüyoruz.


Mezopotamya ve diğer eski uygarlıkların lahitleri bir dikdörtgen biçiminde idi. Daha taş çağlarında da biz basit Iahitlerin yapıldığına tanık oluyoruz. İlk kez Hellenistik Çağda etrafının rölyeflerle süslü olanlarına rastlıyoruz. İskender’in Lahiti gibi. Etrüsklerde de lahitlerin rölyeflerle süslendiğini görüyoruz. Etrüsklerden de Romalıların aynı biçimdeki süslemeli lahiti aldıklarına tanık oluyoruz. Romalılarınki ekseriyetle mermerden idi. Roma İmparatorları kendilerininkini porfir denilen yeşilimtrak bir mermer taşından yaptırırlardı. İlk Hıristiyanlarda lahit biçimlerini Romalılardan almışlardır.

Rönesansta da bu süslemeli lahit adet olmuştu. Barok sanatında da aynı lahit örnek alınarak işlenmişti. Türklerde ise toprak içine taş ve tuğla ile örülerek yapılır. Üstleri de tonoz ya da kapak taşları ile örtülürdü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
aslan54
S.Moderatör

S.Moderatör


Mesaj Sayısı : 300
Erkek Yaş : 62
İş/Hobiler : emekli/resim cekmek
Nerden : Sakarya -Hendek
Kayıt tarihi : 26/03/10
başarı sistemi : 5

MesajKonu: Geri: LAHİTLERİN TARİHSEL GELİŞİMİ   Salı Mayıs 04, 2010 10:00 pm

S.a Güzel paylaşımlar için Teşekkürler Cantar Ustam
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
LAHİTLERİN TARİHSEL GELİŞİMİ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
DEFİNECİLER AKADEMİSİ :: MEZAR ÇEŞİTLERİ :: LAHİT MEZARLARI-
Buraya geçin: